Devlet Dairelerinde Yapılan İşlerin Şeffaf Olmaması

29 Ekim 2009

Halk ile devlet organları arasındaki iletişim genellikle devletin uç birimlerindeki personel ile gerçekleşmektedir. Bu personeller halkın gözünde devlet olarak cisimleşir.

Devlet dairelerinde yapılan işler genellikle halkın görüş alanından uzaktır. Bu yüzden bu durum halkın gözünde kamu kurum çalışanlarının işlerini savsakladığı kanısına yol açar. Bunun en büyük nedeni, yapılan işlerin halka bilgi olarak yansıtılamamasından kaynaklanmaktadır.

Pratikte kamu yönetiminin halk ile olan ilişkisi büyük oranda yüz yüze ilişkilerle yürütülmektedir. Yapılacak işlerin nasıl olacağı ve yapılacağı halkla yakın temasta olan görevlilere kati bir şekilde benimsetilmelidir.

Peki, kamu yönetimleri halka neden bilgi vermezler? Bunun çeşitli nedenleri olabilir. Örneğin kamuda çalışan yöneticilerin inisiyatif kullanmalarının önlenmesi ve bunun bir alışkanlık haline dönüşmesi nedenler arasında sayılabilir. Çoğu kez sorumlulukları ve yetkileri belirlenmemiş ya da şekil olarak verilmiş gibi görünürken yetkilerin kullanılmasının gayri biçimsel yollarla engellenmesi, kamuda çalışan yöneticilerin inisiyatif kullanmasını engelleyen en mühim nedendir. Kamu yönetimlerinin halka bilgi vermemelerinin bir diğer nedeni de şu olabilir: Aşırı merkeziyetçi bir yapı ile örgütlenmiş olan kamu yönetimindeki yönetici personel, bazı bilgilerin deşifre edilmesini ve bazen de açıklama yapılmasını çoğu kez bir üst yöneticiye devreder. Fakat bu açıklama asla yapılmaz. Kamu yönetimlerindeki üst düzey yöneticiler halka bilgi vermemelerini haklı göstermek adına “gizlilik” kelimesinin arkasına sığınırlar. Kamu işlerinin çoğu kez gizlilik içinde yapılmasının asıl nedeni ise idarenin halka güvenmemesi ve onu küçük görmesidir. Örnek vermek gerekirse, ülkemizde herhangi bir davaya ait tutanakları ve belgeleri elde etmek çok zorken Almanya’da bu imkan internet üzerinden sağlanmaktadır. Kamu yönetiminin halka olan bu güvensizliği eski çağlara dayanan ilkel bir uygulamadır. Kamu yönetimlerinin şeffaf olmaması, halka bilgi vermekten kaçınmaları son derece yanlış bir uygulamadır ve bu uygulama halkın kamu yönetiminden soğumasına neden olmaktadır. Bütün bunlar eksik ya da yanlış haberlerin kulaktan kulağa yayılmasına neden olacak ve sonuçta bu durum hem kamu görevlisinin hem de halkın zararına olacaktır.

Popularity: 38% [?]

Örgütlerde Halkla İlişkilerin Yeri ve Önemi

29 Ekim 2009

Kamu örgütlerinde, işlevleri nedeniyle toplumun çeşitli tabakaları ile sürekli bir ilişki söz konusudur. Bu tip ilişkileri özelliği kamu örgütleri için iki açıdan önem arz etmektedir:

- Demokratik ve çağdaş bir düzene sahip ülkelerde kamu örgütlerinin topluma karşı olan sorumluluğu ve saygısı daha bir önemli hale gelmektedir.

- Halkla ilişkiler biriminin vazifesini tam olarak yerine getirebilmesi için kamuoyunda hatırı sayılır bir güven, saygı, ilgi ve destek sağlamak zorundadır.

Kamu örgütlerinin tepe yönetimlerinde başı çeken konulardan biri de örgütün hem kendi içinde hem de dışarıdaki alanlara tanıtılmasıdır.

Halkın yönetimle olan etkileşiminin sağlanması ve halkın yönetime daha fazla katkı sağlaması için halkla ilişkiler kaçınılmazdır. Kamu örgütleri toplum içerisinde destek ve güven kazandığında kendi çalışmaları daha rahat bir şekilde yürütülür. Ayrıca örgütün o toplum içerisinde arzuladığı bir değişim varsa bu alandaki yürütülecek çalışmalara karşı da direnç azalacaktır.

Kamu örgütleri, halka bir hizmet sunarken onlara karşı davranış biçimi halkla ilişkiler açısından önem taşımaktadır. Kamu görevlilerinin halka davranışı tarafsız, hukuki, hizmeti ön plana alan ve yardımcı olmaya yönelik olmalı ayrıca halkı, kamu örgütü hakkında olumsuz düşünceye yöneltecek bir tutum sergilememelidir.

Kamu örgütleri amaçlarını gerçekleştirebilmek için halkla ilişkilere önem vermelidir. Bunun için yönetim faaliyetleri hakkında halka bilgi sunmalı ve halkın duygu, düşünce ve eğilimleri hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Görüldüğü üzere, halkla ilişkiler kamu örgütlerinin amaçlarını gerçekleştirmede yönetimin ayrılmaz bir parçasını oluşturmaktadır.

Kamu örgütleri, halk üzerinde olumlu bir izlenim bırakmalı, halkın güven ve desteğini sağlamalıdır. Olumlu izlenim bırakmak için kuruluşlar, her şeyden önce kendi amaçları doğrultusunda halka dönük olarak etkin bir şekilde hizmeti sunmalıdır. Yönetimler, halkın hizmetinde oldukları düşüncesinden hareketle, halka ucuz, etkin ve verimli hizmetler götürdüğünde, halk üzerinde olumlu izlenim bırakacak, halkın güven ve desteğini sağlayacaktır

Halk Gözüyle Yönetim:

Kamu hizmetleri ve halkın istekleri her zaman örtüşmeyebilir. Halk idarenin mali açıdan yeterli güce sahip olduğuna inanır ve her şeyin en ideal şekilde yapılmasını arzu eder.

Halk kimi zaman da idareyi bürokrasi ağları ile örülü bir mekanizma olarak görebilir ve bu yüzden idarenin çeşitli organları ağır iş gören, sektör yapılar olarak algılanabilir. Gerçekten de devlet dairelerinde işler çoğu kez gereksiz formaliteler ile yürür. Bu da halkın hoşnutsuzluğuna neden olur. Sonuç olarak halk ile idare arasında keskin bir çizgi oluşur.

Popularity: 53% [?]

Bir Bilim Olarak Halkla İlişkiler

29 Ekim 2009

Halkla ilişkiler akademik ders olarak ilk kez 1966 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin Basın Yayın Yüksek Okulu’nda, 1970’lerde ise İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü’nde ve İzmir’de Ege Üniversitesi İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesi’ne bağlı Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulları’nda okutulmaya başlanmış olup günümüzde Kara Harp Okulunda, üniversitelerin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültelerinde, Siyasal Bilgiler Fakültelerinde, İletişim Fakültelerinde ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü’nde okutulmaktadır.

Halkla ilişkiler alanında bir meslek örgütü kurma çalışmaları 1969’da başlamış ve 1972’de on beş uzman tarafından Türkiye Halkla İlişkiler Derneği kurulmuştur. Üyelik için halkla ilişkiler yüksek okulu eğitimi ve üç yıllık meslek deneyimi gibi şartları bulunan bu derneğin bugün üç büyük şehirde elli kadar üyesi vardır.

1971 Mayıs ayında, devletin genel doğrultusunu ve stratejisini belirlemek üzere 10 kişilik bir Danışma Kurulu oluşturulmuştur. Bu kurul, halkla ilişkiler konusunda da araştırmalar yaparak bazı öneriler ifade etmişlerdir. Raporda, Türkiye’de Halkla İlişkiler ve Enformasyon hizmeti gören birimlerin değişik isimler taşıdığı ifade edilmiş, Başbakanlığa bağlı ve koordinasyonu sağlayacak merkezi bir örgütün gerekli olduğu belirtilmiştir. Bakanlık ve diğer örgütlerde halkla ilişkiler ve enformasyon birimleri kurulması, halka yol gösterecek, yardımcı olacak danışma birimlerinin bulunması veya esas görevlere ek olarak bu görevi diğer memurların yapmaları belirtilmiştir. Raporda ayrıca, “Halkla İlişkiler ve Enformasyon birimleri, kuruluşun baş yöneticisine bağlı olmalı, çalışan elemanların seçiminde özel bir titizlik gösterilmeli, hizmet alanı ile ilgili eğitim görmüş kişiler seçilmelidir” denilmektedir.

1984 yılında, Bakanlıkların kuruluş ve görev esaslarını yeniden düzenleyen 202 sayılı kanun hükmünde kararname ile bakanlık merkez teşkilatında ihtiyaca göre, hangi tür danışma ve denetim birimlerinin kurulacağı belirtilmiş ve “Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği” kurulacak birimler arasında sayılmıştır. Daha sonra çıkarılan 3046 ve 3056 sayılı kanunla da Başbakanlık ve bazı bakanlıklarda basın ve halkla ilişkiler müşavirliği kurulabileceği de belirtilmiştir.

Türkiye’de halkla ilişkiler biriminin eksikliğinin ve öneminin anlaşılmaya başlanmış olmasının yanında halen görevli personelin birçoğunun halkla ilişkiler konusunda nitelikli kişiler olduğu söylenemez.

Popularity: 56% [?]

TC’nin İlk Yıllarında Halkla İlişkiler

29 Ekim 2009

Türkiye Cumhuriyeti’nde halkla ilişkiler çalışması ilk olarak, devlet kuruluşlarında görülmüştür. Dışişleri bakanlığı “Enformasyon Genel Müdürlüğü” ve “Milli Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla Münasebetler Daire Başkanlığı”, bugün bilinen anlamıyla değilse de, halkla ilişkiler göreviyle kurulan ilk ünitelerden. 1960 devriminden sonra kurulan Devlet Planlama Teşkilatı Yayın ve Temsil Şubesiyle 1964’kurulan Nüfus Planlama Genel Müdürlüğü tanıtma şubesi ise çağdaş halkla ilişkiler çalışması yapan ilk kamu kuruluşlarıdır. Daha sonra öteki devlet kuruluşlarında da görülmeye başlanan halkla ilişkiler üniteleri, 1969’dan sonra özel kuruluşlarda da yer almıştır. Günümüzde Türkiye’de yüzlerce özel ve kamu kuruluşlarında halkla ilişkiler üniteleri bulunmaktadır.

Çeşitli dönemlerdeki iktidar programları ve siyasi iktidarların faaliyetlerinde halkla ilişkiler yer almakla birlikte modern anlamdaki ilk halkla ilişkiler uygulamaları 1961 yılında DPT (Devlet Planlama Teşkilatı) kurumunda ortaya çıkan Yayın ve Temsil şubesinin faaliyete geçmesi ile gerçekleşmiştir . Bu şube, ülkemiz için çok yeni olan iktisadi ve sosyal plan ya da planlı kalkınma gerçeğinin ülkemize yayılması benimsetilmesi ülkemizde planlama çalışmalarının veya planlama gereksiniminin bilincine varılması ile meydana gelmiştir .

1962’de kurulan MEHTAP’ ta (Merkezi Hükümet Teşkilatı Araştırma Projesi) halkla ilişkilere konusunda çeşitli başlıklara yer verilmiştir. Bu projede “Devlet kuruluşlarının her kademesindeki çalışmalarda ve kararların alınmasında halkla yakın temas sağlamak zorunludur”, ifadesi bulunmaktadır. Aynı projede “Gelişmiş ülkelerdeki yönetimler, bu temaslar bakımından çeşitli mekanizmalar ortaya koymuş durumdadırlar. Bunların başında, fertleri ve ilgili kuruluşları karardan önce dinlemek, onların istek ve görüşlerini almak ve değerlendirmek için bulunan usuller gelmektedir. Türk yönetiminde de, çeşitli kademelerde, her kurumun bünyesine uygun olarak halkla temas ve dinleme usulleri kurmak gerekmektedir” ifadeleri de yer almaktadır.

1964 yılında kurulmuş olan Nüfus Planlaması Genel Müdürlüğü bünyesindeki Tanıtma ve Halk Eğitim Dairesi doğum kontrolü ve aile planlaması konularında verimli ve etkin hizmetler gerçekleştirmiştir.

1965’te “İdareyi ve İdari Metotları Yeniden Düzenleme Komisyonu” faaliyetleri ekseninde “Merkezi İdarenin Taşra Teşkilatı” ile ilgili olarak yürütülen araştırmada, idare-halk ilişkilerindeki sorunlar ifade edilmekte ve yönetimin mevcut imkan ve şartları içinde halkla ilişkilerini daha “sistematik ve iyi bir şekilde” düzenleme yollarını araması gereği vurgulanmaktadır.

Popularity: 50% [?]

Türkler’de Halkla İlişkiler

29 Ekim 2009

Halkla ilişkiler, tarihimizin her döneminde çeşitli şekilde uygulamaya konulmuştur. Göktürkler’in Orhun Abideleri, Selçuklular’ın büyük devlet adamlarından Nizamülmülk’ün Siyasetname adlı eserinde; yönetimin, halkın durumu hakkında doğru ve yeterli bilgiye sahip olması gerekliliğine işaret edilmesi, yabancı ülke temsilcilerine ve elçilere gösterilecek ilginin önemi üzerinde durulması ve bu kişilere yapılacak muamelenin temsil ettikleri ülkeye yapılmış olacağının açıklanması , ayrıca Anadolu Selçuklu döneminde hükümdarların haftanın belli günlerinde halkın şikayet ve isteklerini dinlemeleri ve bunlara çözüm getirmeleri bu dönemle ilgili halkla ilişkiler alanına örnek olarak gösterilebilir.

Osmanlı Devleti’nin kuruluş ve yükseliş dönemlerinde idare ve toplum arasında olumlu ilişkiler bulunmaktadır. Örnek vermek gerekirse bu dönemde hükümdarların adalet fermanlarında şu yöntem ifade edilmektedir: “Reaya taifesi, ki Tanrının bir emanetidir, onları himaye etmek ve kimsenin zulüm yapmasına müsaade etmemek, padişahın vazifesidir” . Aşık paşazade zamanında padişah için en önemli unsurun, reayanın hayır duası olduğu şu biçimde ifade edilmektedir: “Ariflerden birine sordular, ”Padişahlara hazine gerek midir?” dediler. Arif cevap verdi: “Bir asıl hazine vardır, ol gerektir” ve sordular kim “ne asıl hazinedir?” Arif aydur, “reayanın hayır duaları padişaha asıl hazinedir” .

17. yüzyıldan sonra sosyal ve ekonomik bozulmalarla birlikte idare örgütlerinde de bozulmalar başladı. Bir dönemin “devlet baba” fikri, memurlardan ve mültezimlerden şikayet edilen, topluma karşı olan ve ona eziyet eden devlet anlayışına dönüştü. Osmanlı Devleti’nin gerileme döneminde, 1877 yılında bir araya gelen Meclis’te “memur” probleminin milletvekilleri tarafından ifade ediliş biçimi, idare ve toplum ilişkilerinin ne kadar sorunlu olduğunu göstermektedir. Bu dönemdeki milletvekillerinin görüşüne göre: sanat, fen, ziraat, ilim, ticaret ve bütün kamu çıkarlarımızın böyle kendi haline bırakılmış olması, memurlarımızın görevlerini kötüye kullanmaları yüzündendir. Bir takım derebeylerine, sahte hanedanlara, insafsız mültezimlere, namussuz çorbacılara, fesatçı ve tezvirci adamlara yer veren, fukarayı bir kat daha perişan eden memurlardır .

Birinci Dünya Savaşından sonraki dönemde, Atatürk’ün halkla ilişkilere verdiği önem kendini göstermektedir. 4 Eylül 1919’da Sivas Kongresi’nde alınan kararların halka duyurulmasına önem verildiği için Irade-i Milliye gazetesi yayınlanmıştır. Atatürk’ün Ankara’ya gelişinden bir süre sonra Hakimiyet-i Milliye gazetesinin yayına girmesi ve Anadolu Ajansı’nın kurulması bu dönemdeki halkla ilişkilere verilen önemi göstermektedir.

Popularity: 55% [?]

Halkla İlişkiler ve Toplumsal Sorumluluk

29 Ekim 2009

Modern işletmelerin temel amaçları:

- Kar sağlamak.

- Büyümek ya da varlığını sürdürmek.

- Toplumsal hizmet.

- Gelişmek.

- Toplumsal sorumluluktur.

Toplumsal Sorumluluk:

İşletmelerin tek amacı kendi çıkarları olmamalı. Kendi çıkarlarının yanında, toplumun refahının korunmasına ve artırılmasına yönelik etkinliklerin yapılması ile ilgili bir yükümlülükleri de olmalıdır. İşte bütün bu kavramların birleştiği noktada “toplumsal sorumluluk” kavramı çıkar karşımıza. İşletmeler ekonomik amaçlarını gerçekleştirirken, bir yandan topluma zarar verecek etkinliklerden kaçınarak toplumsal dengeyi korumalı, diğer yandan da toplumun refah ve sağlığına hizmet eden etkinliklerde bulunarak toplumsal faydayı arttırmalıdır. İşletmelerin bu amaca yönelik tutumlarını ve benimsemelerinde şu sebeplerin rol oynadığı belirtilir:

- İşletmelerin git gide büyümeleri ve çok ortaklı duruma gelmeleri.

- Profesyonel olan yöneticilerin işletmelerin başına geçmesi.

- Rekabet olgusunun gittikçe yoğunlaşması.

- İşletmelerin toplumdaki izlenimlerini daha da iyileştirme arzuları.

- Meslek kuruluşlarının, işçi sendikalarının ve tüketici örgütlerinin güçlenmesi.

- Ülkenin kıt olan doğal kaynaklarının en verimli şekilde kullanılması konusunda alınan önlemler.

Toplumsal Sorumluluk Etkinlikleri:

- Doğal çevrenin korunması.

- Tüketicilerin korunması.

- Toplumsal yararı arttıracak yatırımların arttırılması.

- Çalışma yaşamının niteliğinin iyileştirilmesi.

Sosyologlar halkla ilişkilerin ilgi alanına giren kitleleri etkileme ve bir davranışa sürükleme faaliyetinin üç etkili yol ile sağlanabildiğinden söz etmektedirler .

- Zor kullanmak.

- Satın almak.

- İnandırmak.

Yukarıda saydığımız maddelerden ilk ikisi kısa vadeli olup özellikle 1. madde çok ters sonuçlar doğurabilmektedir. Sonuncusu ise uzun vadeli bir yöntem olup halkla ilişkilerin ilgi alanına girmektedir.

Günümüzde kuruluşlar, halkın eğilimlerini dikkatle ölçmeli, programlarını elde edecekleri araştırma sonuçlarına göre ayarlamalı, bir yeni düşünce ya da eylemin yayılmasında halkın desteğini sağlamak için halka bu yeni düşünce veya eylemi tanıtmalı ve benimsetmeye çalışmalıdır .

Çağımızda, demokratik yönetimlerde kamuoyu önemlidir. Halkın inanmadığı, desteklemediği şeyleri gerçekleştirmek kolay değildir. Hiç değilse böyle eylemler çeşitli güçlükler doğurmakta ya da uzun vadede ters sonuçlar vermektedir. Kamuoyu, toplumun görüş ve inançları yakından takip edilmeli; kamu kuruluşlarının, kamu görevlilerinin tutumları buna göre yargılanmalıdır.

Popularity: 57% [?]

Uluslar Arası Halkla İlişkiler Derneği (IPRA) Ahlak Yasaları

29 Ekim 2009

Uluslar arası Halkla İlişkiler Derneği üyeleri bu ahlak yasasına uymayı ve üyelerden her hangi birinin mesleğini yürütürken bu yasayı çiğnediği Konseye sunulan kanıtlar ışığında saptandığında, üyenin ciddi bir kusur işlemiş olduğunu ve cezalandırılması gerektiğini kabul ettiklerini beyan etmişlerdir.

Buna göre dernek üyeleri:

- İnsanların serbestçe gelişmelerine ve “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi”nde kendilerine tanınan hakların kullanabilmelerine olanak verecek ahlaki ve kültürel koşulların oluşmasına katkıda bulunmaya.

- Bilginin serbest akışını kolaylaştıracak, kişilere toplumları içinde gerekli bilgilerle donandıkları güvenini verecek, bu bilgiler ışığında sorumluluklarının ve diğer bireylerle dayanışma içinde olmanın bilincine varmalarını sağlayacak iletişim model ve kanallarını oluşturmaya.

- Her şart altında, ilişki kurdukları insanların güvenini kazanacak şekilde davranmaya.

- Mesleklerin kamu ile olan yakın ilişkisi sebebiyle, özel yaşamları dahil tüm davranışlarının mesleği bir bütün olarak değerlendirilmesinde etkili olacağını daima göz önünde bulundurmaya.

- Mesleklerini sürdürürken “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi” nin ilke ve de kurallarına uymaya.

- İnsan onuruna saygı göstermeye, onu korumaya ve kişilere bireysel değerlendirme hakkını tanımaya.

- Gerçek diyaloglar için gerekli olan ahlaki, psikolojik ve düşüns koşulların oluşmasına yardımcı olmaya ve tarafların savlarını ortaya koyabilme ve görüşlerini açıklama hakkını tanımaya.

- Her şart altında, hizmet ettikleri kuruluşların çıkarları ile birlikte kamunun da çıkarlarını göz önünde tutmaya.

- Ve görevlerini dürüstlük içinde yürütmeye, anlaşılmazlık yaratmaya bir dil kullanmaktan çekinmeye mevcut ve geçmiş müşterilerine ya da işverenlere dürüstlüğü sürdürmeye çalışacaklardır.

- Gerçeği bazı zorunluluklar karşısında ikinci plana itmekten.

- Belli ve doğrulanmış verilere dayanmayan bilgi iletmekten.

- Ahlaki olmayan ve insan onurunu zedeleyen her hangi bir girişime katılmaktan.

- Bireylerde kontrol edemeyecekleri ve de sorumlu tutulamayacakları bilinçaltı güdüleri geliştirecek aldatıcı yöntem ve tekniklere başvurmaktan sakınacaklardır.

Popularity: 64% [?]

Halkla İlişkilerin Meslek Haline Gelmesi

29 Ekim 2009

Halkla ilişkilerin günümüz işletmecilik anlayışında kıymeti artmış ve aranan bir meslek haline gelmiştir. İşletmeler halkla ilişkiler birimi oluşturmak suretiyle halkla ilişkiler faaliyetlerinde bulunmaktadır.

Halkla ilişkilerin bir meslek olarak tercih edilmesinde bazı şartların yerine getirilmesi gereklidir. Bir uğraşın meslek olarak kabul görmesi için gerekli koşullar şöyle sıralanabilir;

- Biçimsel bir eğitimin verilmesi.

- Faaliyetin ücret karşılığında yapılıyor olması.

- Biçimsel bir organizasyonun söz konusu olması.

- Periyodik yayınların olması.

- Etik kuralların söz konusu olması.

Halkla ilişkiler birimindeki insanların yapacakları olası görevler ise;

- Editörlük.

- Metin yazarlığı.

- Kurum için toplantılar.

- Çevre ile diyalog.

- Yayın yapmak.

- Sunuculuk yapmak.

- Araştırmalar yapmak.

- Yöneticilik yapmak.

Bir halkla ilişkiler uzmanı, yukarıdaki maddelere bağlı olarak, bazı özelliklere de sahip olmalıdır. Bu özellikleri ise şu şekilde sıralamamız mümkündür;

- İnisiyatif kullanabilme yeteneği.

- Diyalog kurabilme yeteneğine sahip olma.

- Etkili yazma ve etkili konuşma yeteneği.

- Medya hakkında bilgi sahibi olma.

- Dinleyici olabilme yeteneği.

Halkla İlişkilerde Meslek Ahlakı (Etik)

Halkla ilişkilerin başlıca ilkeleri;

- Dürüstlük.

- İnandırıcılık.

- Güvenirlik.

Bu ilkeler halkla ilişkiler etkinliğinde etiğin ne kadar mühim bir mevzu olduğunu ortaya koyar niteliktedir.

Hakla ilişkiler derneği, 1994 yılında yürürlüğe konulan dernek tüzüğünde, Hakla ilişkiler danışmanının, halkla ilişkiler çalışmalarını yürütürken, toplum çıkarlarına ve kişi değer ve özgürlüklerine saygılı olmak, hedef aldığı kitlelere ve yararlandığı medyaya karşı dürüst ve davranmakla yükümlü olduğu belirtilmekte ve meslek ilkeleri şunlardır:

Halkla İlişkilerin Meslek İlkeleri

- Müşteriye ya da iş verene karşı sorumluluk.

- Topluma karşı sorumluluk.

- Medyaya karşı sorumluluk.

- Meslektaşlarına karşı sorumluluk.

Halkla ilişkilerin işlevleri şunlardır;

- Kurumsal reklamcılık.

- Basın sözcülüğü.

- Kamu yararına faaliyetler.

- Lobicilik.

- Yönetim danışmanlığı

Popularity: 62% [?]

Halkla İlişkilerin Evreleri

29 Ekim 2009

Bir kuruluştaki halkla ilişkilerin temel amacı, politikaları ve yapılan işleri halka benimsetmektir. Ve bu şekilde halkın güven ve desteğini kazanmaktır. Bu amaca ulaşabilmek için, bir yandan ilişki kurulacak hedef kitlenin özellikleri ve düşünceleri hakkında bilgi toplamak; diğer yandan da toplanan bilgilere dayanarak tanıtma plan ve programları hazırlamak ve de bunları uygulayıp sonuçlarını denetleme, değerlendirme yapmak gerekmektedir.

Halkla ilişkiler etkinliği çoğunlukla birbirini takip eden dört evreden oluşan sürekli bir süreçtir. Bunları şöyle özetleyebiliriz;

1. Bilgi Toplama Evresi

Halkla ilişkiler çalışmalarında araştırma başlıca iki grupta toplanmaktadır. İlk gruptakiler genel niteliktedir. Mesela; çeşitli iletişim araçlarının kamuoyunu etkileme dereceleri nelerdir? Gibi soruların yanıtlanmasına yönelik araştırmalardır bunlar. İkinci gruptakiler ise, kuruluşun karşılaştığı somut sorunlarla alakalıdır. Bunlar da;

- Bilgi toplama amacına dair incelemeler.

- Halkla ilişkiler çalışmalarının sonuçlarının analiz etmek amacını güden araştırmalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

Bilgi toplamak için yapılan araştırmalar ilişki kurulacak halkın özelliklerini, kuruluş hakkındaki bilgi ve düşüncelerini ortaya koymayı içermektedir. Toplanan bilgiler ile kuruluşun ne türlü halkla ilişkiler sorunları olduğu ve bu sorunların çözüm yolları ortaya çıkar. Halkla ilişkiler çalışmalarının sonuçlarının değerlendirilmesi amacını için yapılan incelemeler ise harcanan çabaların ne derecede etkili olduğunu gösterir.

2. Planlama Evresi

Planlama halkla ilişkiler sürecinin ikinci evresini oluşturmaktadır. Bu süreçte, araştırma sonucu elde edilen bilgilerden faydalanarak kuruluşça girişilecek halkla ilişkiler kampanyasının bir planı hazırlanır. Bu planda kampanya için gerekli olan para ve personel, kullanılacak iletişim araçları, halka ulaştırılacak olan tanıtma mesajları, ve kampanyanın süresi kararlaştırılır.

Hazırlanan planın ilişki kurulacak insanların tamamına uygulanmadan evvel, gruplar üzerinde denenmesi ve bu ön denemeden alınan sonuçlara göre planda gerekli düzeltmelerin yapılması faydalı olacaktır.

3. Uygulama Evresi

Araştırma yapılırken elde edilen bilgilere dayanarak hazırlanan çalışma planının uygulamaya konulması, halkla ilişkiler sürecinin üçüncü evresi ile alakalıdır.

Bu süreçte, hedef kitleye kararlaştırılan süre içerisinde hazırlanan tanıtım mesajları çeşitli iletişim araçlarının kullanılmasıyla iletilmeye çalışılır. Halkla ilişkiler sürecinin bu evresine “iletişim evresi” de denmektedir.

4. Değerlendirme Evresi

Uygulama sonuçlarının değerlendirilmesi, sonuncu evredir. Halkla ilişkiler çalışma planının uygulama sonuçlarının ne derecede başarılı olduğu ve beklenen hedeflere ulaşılıp ulaşılmadığını saptar. Bu hedef kitlenin tepkisinin ölçülmesiyle sağlanır. Bunun için de bazı araştırma yöntemlerine başvurulur. Elde edilen bilgiler, halkla ilişkiler planındaki eksiklik ve aksaklıkları giderme olanağı verir. Bununla beraber, bundan sonraki halkla ilişkiler çalışmalarına yardımcı olur.

Popularity: 52% [?]

Planlı Ders Çalışmak

29 Ekim 2009

Bütün işlerinizi planlı yapmanızda fayda vardır. Planlı yapılmayan işin verimli olacağını sanmıyorum. Ders başında geçirmeyi planladığınız zamandan en iyi şekilde yararlanmayı sağlamak için, her şeyi önceden kafanızda tasarlayın. Çalışma odanızın düzenini ve çalışma masanızın düzenini bile önceden ayarlayın. Çalışmanızı kolaylaştıracak çevre şartlarını da bir gözden geçirin.

Bir kişi çalışmak istediği zaman, o kişinin dikkatini ne dağıtabilir? Dikkati dağıtan faktörler ya kişinin kendi zihninden kaynaklanır ya da çevreden kaynaklanır. İşte bu yünden çalışacağınız ortamın belirli özelliklere sahip olması öğrenmenizi kolaylaştıracaktır. Bunun yanında, çalışmak için ayırdığınız zamandan en üst düzeyde yararlanırsınız. Gerçi şu da bir gerçektir ki, herkese tam anlamıyla uyan bir çalışma modeli olamaz. Fakat ortalama bir çalışma şekli sunulabilir. Bu da ortalama bir insana uyacağı düşünülür, ki öyledir de. Ayrıca şu da çok iyi bilinir ki, çalışma odasının şekli ve içindeki eşyalar dikkati etkiler. Bütün bunlarla birlikte başka insanların varlığı, gürültü, radyo, televizyon, hatta ufak tefek sesler ve hatta masanızın üzerindeki gazete dahi çalışmanızı engeller. Bunlar araştırmalar ile kanıtlanmış gerçeklerdir.

Çalışma Odanız Ve Masanız Nasıl Olmalı: Şayet elinizde ise, çalışma odanızı özel olarak dizayn edin. Mesela çok fazla eşya olmamalı ve çalışma masanız pencerenin hemen yanında olmamalı. Çalışma masanız mümkün oldukça pencereden uzak olmalı. Böylece çalışırken kışın soğuğundan, yazın sıcağından etkilenmezsiniz ve dikkatiniz dışarıya yönelmez.

Çalışma odanızı mutlaka iyi havalandırın. Çünkü havadaki oksijenin azalması, gerginliğe neden olur. Bunun sonucunda da baş ağrısı gibi sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Bu sorunlarda öğrenmeyi güçleştirecektir.

Çalışma odanıza gün ışığının karşıdan gelmesi daha uygun olacaktır. Çünkü, çalışan kişinin gölgesi çalışma malzemesinin üstüne düşmemelidir.

Verimli bir şekilde ders çalışmada, sandalyenin bile önemi vardır. Koltuk ya da sandalyenizin çok rahat olmaması gerekir. Sandalye, çalışma odası için koltuktan daha uygun olacaktır. Çünkü koltuk fazla gevşemeye neden olur. Buda öğrenmeyi güçleştirebilir. Sandalye seçilirken, standart ölçülerin dışında, özel olarak da sandalye yaptırabiliriz. Kişinin boyuna göre bir sandalye ayarlanabilir.

Verimli çalışmak elinizde. Siz sadece yöntemini bilin kafi.

Popularity: 36% [?]

Adsense

Sitemizi N/A kişi takip ediyor.Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi girin sitemize yeni eklenen içerikten haberiniz olsun...

Sitemize üye olduktan sonra, e-posta adresinize bir onay maili gelecek. O maili onaylamazsanız, üyeliğiniz tamamlanmaz. 

RSS okuyucu ile takip edin...

Ankete katılın...

Hangi internet tarayıcısını kullanıyorsunuz ?

View Results

Bekleyin ... Bekleyin ...

Blogdaşlar